Allah bize yeter,O ne güzel vekildir! (Al-i İmran 3/173)

14/3/2008 - Mevlana Hazretlerinden . . .

Kategori: Dualar

 

Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.Yâ Rabbî!
Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim!
O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.

Yâ Rabbî!
Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.

Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.

Yâ Rabbî!
Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.
Ey ihsânı çok olan Rabbim!
Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
Bizi hidâyete çıkar.

Yâ Rabbî!
Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur.
Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.

Ey âlemin yaratıcısı!
Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.
Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al.
O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).

Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin.”

Hz. Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari’yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir:”Ya Rabbi!
Bana ne senin zikrini unutturacak,
sana şevkimi söndürecek, seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver.”
Ey Merhamet edenlerin merhametlisi!
Merhametinle bu duamı kabul et.

 

CUMANIZ MÜBAREK,NAMAZLARINIZ MAKBUL OLSUN...

Bağlantı

24/1/2008 - aslolan güzellik ! . .

Kategori: Hadisler

Bağlantı

2/11/2007 - Anlamlı bi şiir..

Kategori: Siirler

 

Bir rüzgâr eser,

bütün karton kuleler devrilir...

Bir kar fırtınası yıkar hayallerini...

Geceyi ararsın, sığınmak için...

Ama gün, her gün doğar yeniden...

•••

Aradıklarınla, beklediklerinle,

sevdiklerinle...

Ve yürüdüğün yoldaki ayak izlerinle...

Hikâyen yazılır,

farkında olmasan da...

Hikâyen bittiğinde...

Değiştirmek için silgi, kalem...

Ve bir nefes zaman...

Bulamazsın!

Bir rüzgâr eser,

bütün karton kuleler devrilir...

Bir kar fırtınası yıkar hayallerini...

Geceyi ararsın, sığınmak için...

Ama gün, her gün doğar yeniden...

•••

Aradıklarınla, beklediklerinle,

sevdiklerinle...

Ve yürüdüğün yoldaki ayak izlerinle...

Hikâyen yazılır,

farkında olmasan da...

Hikâyen bittiğinde...

Değiştirmek için silgi, kalem...

Ve bir nefes zaman...

Bulamazsın! 

 

Zafer dergisinden

Bağlantı

2/11/2007 - Unutulan Sünnetler

Müsafeha etmek(iki mümin karşılaştıkları zaman toka yaparak salavat okumaları)

Kıymetsiz yerlere girerken sol ayakla girilip, sağ ayakla çıkılması
(dalgınlık hali başka)
Mübah olan yerlere sağ ayakla girilip sağ ayakla çıkılması(oda,taksi,dükkanv.s. )

Namazları başı açık kılmamak

Abdestte ayakları üç defa yıkamak

Yolculukta arkadaşlarından birini reis seçmek

Ölen kimsenin kılmadığı namazlar için iskatın yapılması için vasiyet etmesi

İstişare etmek

Sakal ve bıyık bırakmak

Çevreyi temizlemek

Çıplak ayakla namaz kılmamak

Abdest aldıktan sonra kıbleye dönüp su içmek

Suyu üç yudumda oturarak içmek

Kabristandan geçerken selam vermek ve onbir İhlas okumak

Ölüye definden sonra telkin vermek

İslam nikahı kıymak

Tırnak kesmeye şehadet parmağından başlamak

Tırnağını Cuma günü kesmek

Yatarken sağ tarafına yatmak

Abdestli yatmak

Yemeğe tuz ile başlamak

Ayakkabıyı giymeden önce ters çevirmek

Öşür vermek(farz)

Yemeğe düşen sineğin üzerine bastırmak(bir kanadında zehir diğer kanadında panzehir)

Hergün ölümü düşünmek

Gözlere sürme çekmek yatarken

Salavat okumak

Hergün tevbe etmek

Kabirleri ziyaret etmek

Güneş doğduktan yaklaşık 45 dakika sonra bir miktar uyumak

Yolda başı öne eğik yürümek

Biri seslendiğinde seslenene doğru bütün vücudu ile dönmek

Abdest aldığında ve mescide girdiğinde namaz kılmak

Misvak kullanmak

Cuma günü gusul abdesti almak

Güzel koku sürünmek

Mahrem yerleri traş etmek(En fazla15-40 günü geçmemek)

Oturarak küçük abdest bozmak(Ayakta bozmak tahrimen mekruhtur)

Abdest bozarken kıbleye dönmemek

Yemek yerken düşen lokmayı alıp yemek

Yemeği tek bir kaptan yemek

Yemekte sağ ayağı dikip sol ayak üzerinde oturmak(Askerde avcı oturuşu)

Yemekte güzel şeylerden bahsetmek(Yemekte konuşulmaz lafını aslı yoktur)

Buğday ekmeğine arpa unu karıştırmak

Günde iki öğün yemek

Cevizi peynirle yemek(Şifadır)

Başka bir şehire gittiğinde lik önce soğan yemek

Ölüm halinde su içirmek

Ceneza namazı için tesbih çekmeyi TERKETMEMEK

Ceneza namazından sonra ayakta dua yapmamak

Kabr üzerine su dökmek

Kabr balık sırtı yapmak

Cenaze evine yemek göndermek

Kabristana selam vermek(Essalamü aleyküm ya ehlel kubur)

Aksırınca,aksıran Elhamdülillah deyince duyanın Yerhamükellah( Bayanlar için Yerhamukilleh) denmesi

Namazda kıyamda iken rükuya eğilirken sol ayağı sağ ayağın yanına getirmek

Namazda sol ayak üzerine oturmak sağ ayağı dikmek

Gömleğin düğmelerini aşağıdan yukarı doğru iliklemek
Çözerken yukarıdan aşağı doğru çözmek

Üzümle ekmek yemek..

 

Bağlantı

31/10/2007 - Gidin kendinizi ayıplayın

Cehennemde şeytanın yakasına yapışarak şöyle diyecekler:
- Senin yüzünden geldik buraya ey melun.
- Bir dakika bir dakika, siz dünyada beni gördünüz mü?
- Görmedik.
- Sesimi duydunuz mu?
- Duymadık.
- Peki siz dünyada hiç dinden bahseden insan, hoca vs, görmediniz mi?
- Gördük.
- Siz hiç din kitabı okumadınız mı?
- Okuduk.
- Siz hiç dinden bahseden, nasihat eden duymadınız mı?
- Duyduk.
- Yani siz şimdi gördüğünüze ve duyduğunuza değil de, görmediğinize ve duymadığınıza tâbi olup buraya geldiniz ha! Siz gidin kendinizi ayıplayın, siz gidin sizi bu hâle düşüren arkadaşınızı bulun. Benimki sadece vesveseden ibaretti. Siz gerçeklere değil de vesveseye itibar ettiniz.

Bağlantı

2/7/2007 - Güzel Ahlak

 

“İman bakımından müminlerin en üstünü, ahlaken en güzelidir.” hadisinin, insanlara çizdiği yönü anlayamadık. “Ben ahlaki prensipleri tamamlamak üzere gönderildim.” diyen peygamberin söylediklerine ve varlığına çok uzaktık. Belirlenen bir amaç doğrultusunda, kendi arzumuz ile iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzaklaşamadık.

Toplumumuzun ahlaki bir bunalım geçirip, her geçen gün uçuruma doğru kaydığını görerek: “Toplumlar parasızlıktan değil ahlaksızlıktan yıkılır.” sözünü hatırlayamadık. İnsanlığın, iyi insan tiplerini mum ışığıyla aradığı bu karanlık devirde: “Güzel ahlaktan daha büyük bir şey yoktur.” diyerek ellerimizde nurdan yapılmış kandillerle önce kendimizi, sonra çevremizi aydınlatamadık. Artık yavaş yavaş kanıksanmaya başlanan olumsuz davranışların ve ilişkilerin, gerçek anlamdaki değerini yüreklerimizde yaşayarak, en iyi örnekler olup, toplumun sözü dinlenir insanları olmayı beceremedik. En ahlaksız davranış modelinin ilk uygulayıcısı, ilk müşterisi biz olduk.

İnsanlara merhamet, adalet, şefkat ve sorumluluk duygularını aşılayamadık. Zayıf ve muhtaç olanlara yardım etmeyi, anne ve babaya saygılı olmayı, gönüllerini kazanmayı, yanlarında ihtiyarlayınca onlara: “...öf...” bile dememeyi beceremedik. Mütevazi, sabırlı, edepli, hayalı ve insaflı olup, topluma böyle davranamadık. İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak adına üzerimize düşeni yapamadık. Bunu yapmak için mücadele edenlere de yardım edemedik. Hatta onların karşısında, fitne çıkarıyorlar diye ilk biz durduk.

Yeryüzünde kibirlenerek ve böbürlenerek yürüdük. Bilmediğimiz şeylerin arkasında zamanlarımızı heba ettik. Ölçtüğümüz zaman doğru ölçüp, doğru terazi ile tartmadık. Yetimin malını yedik. Allah’ın haram kıldığı canı haksız, anlamsız, saçma sebeplerle Allah adına biz aldık. Zinanın, faizin her çeşidini azar azar alışverişlerimize soktuk. Koro halinde en yeni küfürleri söyledik. Yalan söyleme, lanet okuma, alay etme, koğuculuk yapma, gıybet, riya, cimrilik, kıskançlık, hırsızlık illetlerinden kurtulmamız, toplumu yönlendirmemiz gerekirken, bu hastalıkların gönüllü müşterileri olduk.

“Sana gelmeyene gider, kötülük edeni bağışlar, vermeyene verirsin.” diyen peygamberi duymadık. Gönül ve beyin ferasetimizin körlenip dumura uğradığını çok geç fark ettik. Dinimizin binasının temelinin güzel ahlak üzerine kurulduğunu anlayıp, insanlara anlatamadık.


Ön yargı ve ön kabullerle sunulan bilgileri, toplumumuzu yıkmak ve sömürmek adına yenilik, çağdaşlık kılıfıyla dayatılan yaşam modellerini, gerçek anlamından ve kulvarından bilinçli olarak saptırılan değerleri, adetleri, maneviyatları, örfleri, kıyafetleri, kavramları, kuralları, gelişmiş ülkelerin çook gerisindeki eğitim anlayışını, günah girdabında boğulurken bile onun reklamını yapmaktan çekinmeyip: “Siz de böyle yapın.” diye dayatanları, onların istediği gibi yaşamayanlara karalama kampanyası başlatanları hala öğrenemedik.

Güzel ahlak adına ne varsa bunun dinimizin bir emri olduğunu, ahlaksızlık adına yapılanların dinimizde şiddetle yasaklandığını söylemekten bile acizdik. Bilim ve teknolojide geri kalmamızın sorumlusu saydıkları dinimizi, gerçek anlamıyla savunup, bunu yapanların suç bastırma psikolojisine bürünmüş birer zavallı, yada basit taklitçiler olduğunu öğrenemedik. Maddi, bazen de manevi olarak onların ekmeğine yağ sürdüğümüzü bile hissedemedik.

Bencillik, kendini beğenmişlik hastalıklarında inim inim inlerken, yanı başımızda ilgisizlikten telef olanları göremedik. “Biz ile başlayan cümleler kurmalı, kardeşliğimizin temellerini sağlamlaştırmalıyız.” doğruları teraneyle söylenirken, benlik adına kasıp kavurduklarımızın düştüğü durumları anlayamadık. Emaneti hakkına vermeliyiz derken, sırf parası, makamı, şöhreti var diye kendimize liderler edindik. Keyfiyet gerektiren her işte, “Hani kemmiyet?” diyerek oyunu ilk baştan biz bozduk. Amaca ulaşmak için her aracı meşrulaştırıp, kirlenen maskelerle toplum huzuruna çıkıp, yenilik türkülerini söyledik. Öz eleştiri yapıp hataları kabullenme erdeminden çok uzaklarda, “Biz ve Onlar” sloganıyla kitleleri galeyana getirdik. Sonra da: “Provokasyon yapıyorlar.” diye onları ilk biz dışladık. Etrafımızda dönen siyaset anlayışını, değişen dünya düzenini hissedip planlı, organize olamadık. Kadroları bize muhalefet etmesinler diye şuurlandıramadık ama kitleleri iyi şartlandırdık.

Biz, bizim başımıza yağan azabın tek çağırıcısıyız. Hiç kimse bizi bu hale düşürmek için bir şey yapmadı. Biz, kendi ellerimizle ektiğimiz felaket tohumlarını topluyoruz şimdi. Gerçekle yüzleşmekten korkarak buralara kadar getirdiğimiz yaşantımız, düşüncelerimiz iflas etti. Güzel olanla başlayan her şeyin altına imza eden bir dinin müntesipleriyken, şanlı bir maziyle göğsümüz kabarıyorken, her karışı şehit kanı ile sulanmış topraklar üzerinde yaşıyorken düştüğümüz bu acıklı durum ancak böyle izah edilse gerek.

Hala devam edin çelik çomak oynayıp, kumlarda çocuksu hayaller kurmaya...Devam edin Ebabil kuşlarını zillet için çağırmaya...


Oyunlar vardır, aşkın ikliminde semanının.
Aktörler vardır, kesintisiz, hazırdır göreve.
Ellerinde meşale yola çıkmış bütün sevenler.
Geride kalanlar mecburdur hesap vermeye…

 

(alıntı)

 

Bağlantı

29/6/2007 - Eyvallah...

Kategori: Guzel Sozler

Bağlantı

26/6/2007 - Farkında Olmalı İnsan

 

İnsan kendisinin, hayatın ve olayların gidişatının farkında olmalı. Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli. Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Bu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli. Henüz bebekken ''dünya benim'' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, olurken de aynı avuçlarını ''her şeyi bırakıp gidiyorum işte'' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli. Baskın yeteneğini fark etmeli.
Azrail 'in her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan.
Ve ölmeden evvel ölebilmeli.
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Eşref-i mahlukat (Yaratılmışların en güzeli) olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde 4 kedi 2 köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine seni çok seviyorum demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını 60-70 sene sonra sigara yüzünden Azrail'e soba borusu gibi teslim etmenin, emanete hıyanet saydığını fark etmeli.
63 yıllık ömründe hiç karnı doymayan bir peygamberin ümmeti olarak aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli.


Fark etmeli.
Ömür dediğin üç gündür.
Dün geldi geçti yarın meçhuldur.
O halde ömür dediğin bir gündür.
O da bugündür.

 

(Alıntı)

Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kalbi ışığa tutmak . . .

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

  • Ayetler
  • Dualar
  • Guzel Sozler
  • Hadisler
  • Hazir Cevaplar
  • Resimler
  • Siirler
  • Arkadaşlarım

    Kalbistan
    suzu
    resulevuslat2
    Adriatic
    azadgulu
    hayrunnisa97
    mnelam
    seratonin
    Allame
    kemalettinbagci
    yasaminanlami
    neyevurgun
    mustakim
    zerirem
    kemaliyemiz
    rumuzsehadet
    siyer
    ResuleVuslat
    duadilencisi
    denemeyarismasi
    eslemnokta
    adriaticdinibilgiler
    abostanci
    Ozdemir
    dilsizmutercim
    gfbfth
    hilye
    nehissettin
    bamtelim
    hakkdostu
    TILLSIM
    vanarvas
    gulevuslatim
    HazanMevsimleri
    mnelam1
    yolcuhmevlayagider
    cile
    zikrullah
    saclariniz
    farenjitnedir
    FergabFerci
    NuruHilal
    Kalbiminkalemi32
    aksehiralp
    ferzane
    mehmetbeydemir